• Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  • +90 284 513 10 64

 

  

 Nerde Kalınır ?

     İlçede 4 adet otel bulunmaktadır. Güneş Hotel, 10 tek kişilik, 15 çift kişilik, 15 üç kişilik olmak üzere toplamda 40 oda ve 80 yatak ile hizmet vermektedir. Çakıcı Hotel, 23 standart oda, 2 suit oda, 1 engelli odası ve 32 apart oda olmak üzere toplam 58 oda ile hizmet vermektedir. Diğer bir otel olan Karaca Otel her katta  8 oda olmak üzere toplam 24 odası ile müşterilerine hizmet vermektedir. Bu odalar 6 tekli oda,3 aile odası, 15 çift kişilik odadan oluşmaktadır. Ergene Hotel 6’sı aile odası, 4’ü üçlü oda, 14’ü çiftli oda ve 18’i tekli oda olmak üzere toplamda 42 oda ve 84 yatak ile hizmet vermektedir.

UZUNKÖPRÜ'DEN KARELER

KÖPRÜMÜZ

    

     Dünyanın en uzun taş köprülerindendir. Sultan II. Murat’ın emriyle yapılmıştır. Köprü’nün ve şehrin inşasına Gazi Mahmut Bey nezaret etmiştir. İnşaat masrafları Üsküp Sancağı’ndan İshak Bey tarafından, Kratova gümüş madenlerinden elde edilen gelir ile karşılanmıştır. Köprünün yapımına 1427 yılında başlanmış ve 1443 yılında tamamlanmıştır. 1444 yılında Sultan II. Murat’ın önderliğinde büyük bir törenle açılmıştır. Köprü yapıldığında 174 kemer olarak inşa edildi. Zamanla yapılan onarımlar sonucunda iki göz diğer gözlerle birleştirilerek günümüzde 172 göz olmuştur. Köprü halen araç geçişinde kullanılmaktadır.

 

ÖZGÜRLÜK ÇEŞMESİ

     II. Meşrutiyet anısına yapılan anıt çeşmedir. 1908 yılında yapılmıştır. Bu çeşme dönemin kaymakamı Mazhar Müfit Kansu ve Uzunköprü Belediye Başkanı Hafız İsmail Yayalar’ın önderliği ve gayretiyle yaptırılmıştır. Bu anıtın dört yüzüne Fransız İhtilali’nin evrensel ilkelerinden Özgürlük (Hürriyet), Adalet, Eşitlik(Müsavat) ve Kardeşlik (Uhuvvet) yazılmıştır. Çeşmenin açılışı 11 Aralık 1908’de yapılmıştır. Çeşme Uzunköprü’den Edirne’ye giderken köprübaşında, sol yandadır.

 

 

GAZİ TURHAN BEY CAMİ VE TÜRBESİ

     Gazi Turhan Bey, II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet Döneminin önemli komutanlarındandır. Mora fatihi olarak anılmaktadır. Kırkkavak Köyü Gazi Turhan Bey’e vakıf olarak verilmiştir. Vakfiyesi 1454 tarihlidir. Gazi Turhan Bey burada bir külliye oluşturmuştur. Bu külliyeden günümüze Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi ayakta kalmıştır. Cami ve türbe restore edilmiştir.

 

 

 

 UZUNKÖPRÜ TREN İSTASYONU

      İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan 1873 yılında tamamlanan tren yolu üzerindedir. Tarih boyunca çok büyük görev görmüş, Çanakkale Savaşları’nda çok önemli bir ulaşım noktası olmuştur.

 

 

 

 

TELLİ ÇEŞME

telli cesme     Çeşme dört musluklu, tek parça som mermerden yapılmıştır. Yalak kısmı da mermerdendir. Çeşmenin üzerindeki işlemeler Lale Devri (1718-1730) süslemeleri ile aynıdır. Kıvrık dalları Rumiler, sarkıtlı ve saçaklı süsler ile selvi motiflerinin bulundu zengin bir taş işçiliği vardır. 1920-1922 yıllarında Yunan işgali sırasında çeşmenin dört yanında bulunan kitabesi murçlanarak silinmiştir. Günümüzde şehir su şebekesine bağlı olarak suyu akmaktadır.

 

  

 

 ŞEHİR MÜZESİ

     Tekel (Reji) Binası’nın ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bir dönem tütün deposu olarak ve Cumhuriyet döneminde Tekel satış binası olarak kullanılmıştır. Bina restore edilerek Şehir Müzesi haline getirilmiştir.

 

 

  

 

II. MURAT CAMİ (MURADİYE CAMİ)

     Günümüzde Muradiye Camii adı ile de anılmaktadır. 1443 yılında yapımı tamamlanmıştır. 500 kişiyi alacak büyüklüktedir. Camii ilk yapılışında kubbeli idi. 1621 yılında II. Osman döneminde yapılan onarım ile kubbenin yerine çatı beşik örtü yapılmış, çatı kurşun kaplanmıştır. Camiinin önünde 3.80x22x20m boyutlarında bir sundurması vardır. Sundurmanın çatısı on iki ahşap direk üzerine basmaktadır.

 

 

  

 

KİLİSE

     Uzunköprü Muradiye Mahallesindedir. Uzunköprü’de ayakta kalan kilisedir ve restorasyonu tamamlanmıştır. Bazı bölgelerde orjinalliğini belli etmesi açısından örnek bölümler bırakılmıştır.
     Kilise 1875 yılında Augusto dönemi Vaftizci Aziz İonis adına moloz taştan inşa edilmiş, yer yer süs olarak tuğla hatıl kullanılmıştır. Üç nefli bazilka planlıdır. Apsis (Mihrap), yarım kubbesi ve çatı alaturka kiremit kaplıdır. Apsiste yuvarlak kemerli dikdörtgen bir pencere vardır. İçindeki fresklerin bazıları yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Rum ahalinin 1924 yılında mübadele ile şehri terk etmeleri sonucu kilise içerisinde bulunan tüm taşınırlar beraberlerinde Yunanistan’a götürülmüştür. Kilise şu an Sanat ve Kültür Evi olarak kullanılmaktadır.

 HALİSE HATUN CAMİ

     Hacı İbrahim Ağa tarafından eşi Halise Hatun adına yaptırıldığı sanılmaktadır. “Belgelerle Uzunköprü Tarihi” kitabının yazarı Latif Bağman caminin 1700’lü yılların başında yapılmış olabileceğini yazmaktadır. Çok küçük bir bahçesi vardır. Bahçesindeki hazirede iki anıt mezar vardır. Latif Bağman’ın yaptığı araştırmaya göre bu mezarlar Hacı İbrahim Ağa ve eşi Halise Hatun’a aittir.

 

  

 

ŞEHSUVAR BEY CAMİ

     15.yy’da Şehsuvar Bey tarafından yaptırılmıştır. Cami harap hale gelince tümü yıkılarak yerine hayırsever iş adamı Ahmet Akalın tarafından yeniden yaptırılmıştır. Camiinin eski minaresi yıktırılmamış ve bugün hala ayaktadır. Yeni cami ile beraber iki şerefeli bir minare yapılmıştır. Caminin bahçesinde yaşlı bir dut ağacı vardır.

 

 

 

 

 

HABİB HOCA CAMİ

     Tek minareli ve tek şerefelidir. Bahçesindeki tarihi mezarlıkta tarihi mezar taşları vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRK OCAĞI (1914) BU GÜNKÜ KÜTÜPHANE 

     1914 yılında Kaymakam Nusret Bey ve Belediye Başkanı Hafız İsmail Efendi’nin gayretleriyle yapıldı. 1928 yılında Kaymakam Reşit Bey ve Uzunköprülülerin katkılarıyla Marsilya’ya sipariş edilen araç-gereçler ile onarılmıştır. Bina 1932 yılında Halkevi’ne tahsis edilmiştir. 1951 yılında Halkevlerinin kapatılması ile demirbaş eşyaları ve 3000 ciltlik kitap ile birlikte hazineye devredildi. 1968 yılında kütüphane haline getirilen bina 2011 yılında restore edilerek İlçe Halk Kütüphanesi olarak kullanıma açılmıştır.

 

 

ÇİFTE HAMAM

     1443 yılında Uzunköprü kenti kurulurken halkın yıkanma gereksinimini karşılamak için kuruldu. Hamam kadınlar ve erkekler bölümünden oluşuyordu. Kubbeli kargir bir hamamdır. Hamam soyunmalık, soğukluk, iki yıkanma yeri (halvet) ve külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Soğukluk fazla sıcaktan bunalanların serinlemeleri ve yıkanma yerlerinden çıkışlarda dışarıdaki havanın ısısına uyum yeridir. Külhan hamamın içini ve suyunu ısıtan kapalı ve geniş ocaktır. Hamam günümüz itibariyle kullanıma kapalıdır ancak restorasyon çalışmaları başlamıştır.

 

KIŞLA BİNASI

     Bu alanda daha önce padişah köşkü vardı. 1888 yılında kışlada askeri ahırların inşaatı tamamlandı. Daha sonra Nizamiye ve Redif binası olarak iki bina yapıldı. Burada 1894 salnamesine göre iki kışla binası (Nizamiye ve Redif Daireleri) Jandarma için, Piyade ve Süvari koğuşları da vardı. 1953 yılında deprem sonucu bu binalarda çatlaklar oluştu. Binanın biri yıktırıldı. Diğeri onarılarak günümüzde kullanılmaktadır.

HALİSE HATUN ÇEŞMESİ

     Halisehatun Camii yanındaki sokakta kesme taştan yapılmış çeşmedir. 1705 yılında Hacı İbrahim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Suyu, Yayçeşme Bağları’ndaki su kaynaklarından getirilmiştir. Çeşmenin ön yüzünün sol tarafında mermer bir suluk üzerinde “aynen gayya tesemmi selsebila” (Selsebila olarak adlandırılan ve susuzluğumuzu giderecek olan çeşme cennetteki sebildir) yazılmıştır. Çeşme günümüzde kullanılmaktadır.

 

 

 
KUM BABA TÜRBESİ

     Uzunköprü yöresinin alınması sırasında şehit olan Serdengeçti Türk akıncısıdır. Serden geçti akıncılar, Rumeli’ne geçtiklerinde, atının heybesine kum doldurup, yakın savaşlarda düşman askerinin gözlerine hışımla kum atarak, onları iş görmez hale getirerek saf dışı eden ve Kum Baba adıyla bilinen bir yiğit varmış.
     Bir gün arkadaşlarına “ Din-i mübini İslâma bu yolda hizmet ettim, Heybedeki kumlarım nerede tükenirse bizimde vazifemiz orada bitecek…” der. Son avuç kumunu da, Uzunköprü’nün bulunduğu yörede yaptığı savaşta serptiğinde vade sona erip şehitlik şerbetini içer ve onu arkadaşları hemen oraya defnederler. Uzunköprü’de Kum Baba diye halen ziyaret edilir.
     Kum Baba ile ilgili Uzunköprü’de günümüze kadar halk arasında söylene gelen bir söylence de vardır. Rumeli’ye geçen ilk kırk kişilik sal, karşıya geçmek üzere sahilden ayrılır. Sala binmeye yetişemeyen Kum Baba atından iner.
     Heybesini omzuna alır. Heybesinden tarlasına buğday eker gibi denizin üzerine kum serpmeye başlar. Denizde bir yol olur. Böylece Kum baba bu yol üzerinde yürüyerek, salla Rumeli’ye geçen arkadaşlarına yetişir.
     Kırk erenler arasında yeri olan serdengeçti, savaşçı, kolonizatör Türk Dervişi Kum baba Rumeli’nin fethinde Uzunköprü yöresinin alınışına kadar tüm savaşlara katılmıştır.