• Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  • +90 284 513 10 64

 

eski uzunkopru  Uzunköprü kenti, Sultan II. Murat tarafından Ergene Nehri adı ile kuruldu. Uzunköprü ile ilgili ilk yazılı metin, Sultan II. Murad’ın Vakfiyesi, “Vakfı Sultan Sultan Murat Der Ergene” başlığını taşır. Hoca Sadettin Tacü’t Tevarih (C.II.S.164) adlı yapıtında “...Orasını konaklayacak düzenli bir yer haline getirdi. 174 yüksek kemer üzerine uzatılmış eşsiz bir köprü yaptırdı ki, cihana örnek oldu. Köprünün bir başında Ergene adı ile anılan bir kasaba kondurup.” diyerek, bu kasabanın adının Ergene olduğunu belirtir. Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar bu adla anıldı. Kanuni’nin sadrazamı Mustafa Paşa 1529’da Mimar Sinan’a Bulgaristan’da, Meriç üzerinde yirmi kemerli Cisr-i Mustafa Paşa Köprüsü’nü yaptırdı. Bu köprünün başındaki kasabaya da Cisr-i Mustafa Paşa Kazası dendi.Edirne Sancağına bağlı, köprülü olan bu iki kasabada, karışıklıkları önlemek amacı ile Ergene Kentinin adı Cisr-i Ergene’ye çevrildi. Ancak, halk bu değişikliği hiçbir zaman kabul etmeyerek, Uzunköprü adını benimsedi.Uzunköprü’nün bir yerleşme yeri olarak tarihi Osmanlı Devleti’nin bu yöreyi fethetmesi ve II. Murad’ın burada bir köprü ve onun yanıbaşında bir kent kurma emrini vermesiyle başlar.
  1536 yılında Şehzade Süleyman Paşa Çanakkale Boğazı’ndan Rumeli’ye geçerek Gelibolu, Bolayır ve Tekirdağ yörelerini almış, Akıncı beylerden Hacı İlbey ve Paşayiğit’in komutasındaki kuvvetler de Malkara, Keşan, Hayrabolu ve İpsala’yı ele geçirmişlerdir.
 Osmanlı kayıtlarından, bu dönemde Uzunköprü’nün yerinde hiçbir yerleşim olmadığı anlaşılmıştır. Uzunköprü’nün kurulması, bu toprakların Osmanlı Devleti’ne katılmasından sonra olduğu için “Kuruluş Dönemi”ni de Osmanlı İmparatorluğu Dönemi içinde saymaktayız.
  Uzunköprü, dönemin başkenti Edirne ile Anadolu’nun bağlantısını sağlayan Edirne-Gelibolu yolu üzerindedir. Ergene Nehri taştığı zaman orduların geçişini engellediği için Sultan II. Murad 1427’de buraya ulu bir köprünün yapılmasına, yanıbaşına da Ergene şehrinin kurulmasını istemiştir. Kurulan Ergene şehri Rumeli yakasındaki ilk Türk şehridir.
  Kurtuluş Savaşı döneminde sosyo-ekonomik açıdan durağanlık gösteren Uzunköprü’nün ekonomik ve kültürel açıdan gelişmesi Cumhuriyetin ilanından sonra hız kazanmıştır.
   1913 yılında Türk kültürünü ve ulusal çıkarlarını savunmak için kurulan Türk Ocağı binası yenilenmiş, Halkevi kurulmuştur.
   1926-27’lere gelindiğinde sanayideki gelişmeler, 10 buharla çalışan un değirmeni, 1 yapağı fabrikasının açılmasıyla kendini göstermiştir.
   1950’lerde ise bunlara 5 un fabrikası, 6 nebati yağ fabrikası, 1 elektrik santrali, özel kişilere ait 20 ambar eklenmiştir.
  1893 ve 1894 yıllarında çıkarılan iki Edirne İli Salnamesi’nde Uzunköprü kasabası Ergene Nehrinden 15 dakika ve demiryolu istasyonundan 50 dakika kadar uzaktadır. Karayolu ile il merkezi olan Edirne’ye sekiz saat ve tren ile iki saatte gidilir. Edirne, Havsa, Babaeski, Hayrabolu, Malkara, Keşan, İpsala ve Dimetoka ilçeleri ile sınırlıdır.

eski uzunkopru2

   Uzun ince bir köprü: Uzunköprü (Cisr-i Ergene)

   Dünyanın en uzun 2. taş köprüsü olduğu söylenen Uzunköprü 500 yıllık tarihinde aralıksız hizmet vermekte ve karayolunun yükünü çekmeye halen devam etmektedir.

   II. Murat`ın, Ergene Nehri üzerine 1426 - 1444 yılları arasında Mimar Müslihiddin`e yaptırdığı Uzun Köprü; 1.392 metre uzunluğunda, yer yer 6.80 - 6.90 metre genişliğinde ve 174 gözlü inşa edilmiştir.

   Yapılış Nedeni

  Osmanlı devletinin, İstanbul`a fethinden önce Anadolu`ya ulaşımı Gelibolu üzerinden Çanakkale Boğazı'ndan geçiş ile yapılıyordu. Edirne ile Gelibolu arasındaki ulaşımda bir geçilmesi gerek olan Uzunköprü yöresindeki Ergene ırmağı geçit yeridir. Ancak ilkbahar ve kış aylarında nehrin taşması nedeni ile yol aylarca kapalı kalmaktadır. Bu durum Osmanlı devletinin Anadolu`ya geçişlerini yavaşlatmaktadır. Bu durumu gören II. Murad 1426 yılında köprünün yapımı için ferman çıkartır.

  Ergene köprüsünün kuruluşunu Hoca Sadettin ünlü Tacü't Tevarih (C.II.S.164) adlı kitabında şöyle anlatmaktadır.

  "Anadolu illerinde boy atan, türeyen, çalı çırpı ve diken örneği devlet düşmanları doğru yoldaki sultanın eliyle bu suretle temizlenince, Rumeli yakasının düzenine eğilmek zamanı gelmiş bulunuyordu. Bu amaçla H.831 (M.1427) yılında padişahın (II.Murat), Gelibolu boğazından geçerek Edirne Kentine geldi ki, bu belde uğurlu ayaklarının getirdiği mutlulukla güzelliklerin durağı oldu.

  Sancak beylerinden İshak beye yollanan bir fermanda, onun sayısız askerle Las (Sırp) diyarına akın salması, ülkenin değerli mallarını ganimet olarak toplayıp, din yolunda savaşanları beslemesi ve din uğruna düşen görevi yerine getirmesi istenmişti.

  II.Murat o yılı anılan şehirde dinlenerek geçirirken Ergene Köprüsünün yapılması için bir emir vermişti.

  Söylendiğine göre Ergene köprüsünün bulunduğu yer vaktiyle cengelistan (sık orman) imiş. Ve bucağı batak, ormanlık yöreleri ise haramilere sığınak olurmuş. Bu ormanlıkta gizlenen yan kesiciler, her an gelen giden yolcuların yollarını keser, nice günahsızları öldürürlermiş. Hiç bir gün geçmezmiş ki bu korkulu ve tehlikeli yerde bir nice çaresiz zulüm kılıcıyla doğranmamış ve varlıkları parçalanmamış olsun.

   İşte bu nedenle aydın yolları tutan padişah, cana kıyan yollarda keder dikenlerini kaldırmak üzere ve pek çok paralar sarf ederek, önce bölgeyi temizletti. Orasını konaklayacak düzenli bir yer haline getirdi. Yüz yetmiş dört yüksek kemer üzerine uzatılmış eşsiz bir köprü yaptırdı ki, cihana örnek oldu."

   Anadolu'daki en büyük köprü olan eser, II. Abdülhamid dönemindeki onarım sırasında üzerinden alınarak Gazi Mahmut Bey Çeşmesi üzerine yerleştirilen, kartuş içine alınmış iki satır sülüs hatla işlenmiş kitabesine göre 1444(H.847) yılında tamamlanmıştır. Ayrıca inşa kitabesinin yanındaki bir satırlık yazıtta köprünün 174 göz olduğu belirtilmiştir.

   Kitabenin transkripsiyonu ve tercümesi şöyledir:

   Amara bi-binâ-i hâze'l-cisr'l-müşeyyed es-Sultan Murad bin Sultan Muhammed afâ anhumafi seneti seb'a ve erbaine ve semanemiye hicriye.

   (Kurulmuş olan bu köprünün yapılması Allah günahlarını bağışlasın sultan Muhammed oğlu sultan Murad tarafından hicri 847 yılında emredilmiştir.)

Aslan ve Lale

kopru aslan  Köprünün doğu tarafında korkuluk taşının bir köşesine, gövdesi yivlenmiş bir vazo içine yerleştirilmiş bir lâle kabartması işlenmiş diğer bölüme ayaklarıyla bir insan başına ve iki ağaca basan aslan figürü kabartması vardır.

  Lalenin Osmanlılar tarafından çok sevilmesi sadece çok güzel bir çiçek olmasından dolayı değildir. Arapça harflerle yazıldığında Lale kelimesi ile Allah kelimesinde aynı harfler kullanılıyor olmasıdır. Bir de Arap harfleriyle yazılan Laleyi tersten okursanız Hilal kelimesi ortaya çıkıyor ki bu da biliyorsunuz Osmanlı bayrağının, ambleminin sembolüdür.

  Yani lale İslamiyette Allah'ı ve Osmanlı'nın sembolü hilali temsil eder. Aslan ise kuvveti, gücü başarıyı, savaşçılığı sembolize etmektedir. Aslan islamiyette Hz Ali’yi sembolize eder.O Allah’ın aslanıdır savaşçıdır kılıcıyla islamiyete büyük başarılar getirmiştir.

  Kısaca köprüyü "ALLAH’IN ASLANLARI, OSMANLININ BAŞARILARI İÇİN YAPMIŞLARDIR."

 

Fil Kabartmaları

kopru fil

  Köprü üzerinde iki adet Fil kabartması vardır. Bunlardan ilki anagöz üzerinde, güneye bakan kısımdadır ve orjinaldir. Diğer ise köprünün batıya bakan kısmında iki kemer arasındadır. Bu fil kabartmasının 1964 yılında büyük tadilat aşamasında ustalar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

  kopru aslan fil     kopru kabartma16

Kabartmaların Ayrıntıları

  Uzunköprü'deki taş süslemeler köprü kemerlerinde veya kemer duvarlarında bulunmaktadır. Bunların ne kadarının onarım sırasında, ne kadarının döneminden kalmış örnekler olduğunu tam olarak belirleyememekteyiz. Ancak kemer kilit taşı gibi, onarımlar sırasında değiştirilmesi oldukça zor görünen bölümlerdeki süslemelerin döneminden olabilecekleri akla yatkındır. Bu süslemelerin bir bölümüne II.Murad dönemi ve öncesi taş süslemelerinde de rastlanmaktadır. Süslemeler köprünün sadece bir cephesine değil her iki cepheye de işlenmiştir.

kopru kabartma7  kopru kabartma11   kopru kabartma12

  Bitkisel Süslemeler: Bitkisel süslemelerin bir bölümü köprünün kemerlerinin kilit taşlarında, yüksek kabartma tekniğiyle alt ve üst uçları üç dilimli palmet kabartmasıyla bitirilmiş dilimli kartuş veya madalyon biçiminde işlenmiştir. Bunların bazılarında, dairesel madalyon yüzeyinin belirli eksenlere yerleştirilmiş lotus ve palemetlerle doldurulduğu gözlenmektedir . Kemer kilit taşlarında bulunan bitkisel süslemelerin bir bölümünde, kilit taşının şekline göre düzenlenmiş ve üç dilimli palmetleri çerçeveleyen rumi yapraklar dikkati çeker . Bunlarda yaprak yüzeyleri ikinci defa işlenmeden bırakılmıştır. Kemer kilit taşlarının bazılarında da, dairesel madalyon yerine bir kabara yapılarak alt ve üst uçlarına birer üç dilimli palmet ve bu palmetin taç yaprağından çıkan basit rumiler işlenmiştir.

  Bitkisel süslemelerin bir bölümü kemerlerin duvarlarında tek bir taş üzerine kabartılmış biçimdedir. Bunlardan birinde tek eksen ve tek sap üzerinde sıralanan lotus ve üç dilimli palmetlerden oluşan düzenleme gözlenir. Lotüslerin çanak yaprakları üç dilimli bir palmet şeklinde birleşir. Aynı şekilde taç yaprakları da birer üç dilimli palmet olarak düzenlenmiştir. Lotüslerin çanak yaprakları, diğerlerinden daha büyük tutulmuş bir üç dilimli palmeti çerçeveler. Kemer duvarlarında bulunan dairesel madalyonlardan birinde yüzey, altı eksene bölünmüş, sapları merkezde bir üçgen yapacak şekilde birleşen lotüsler üç eksene yerleştirilmiştir. Lotüslerin taç yapraklarından çıkan sapların taşıdığı üç dilimli palmetlerde diğer üç ekseni doldurmaktadır. Lotüslerin çanak yaprakları üç dilimli palmetlerin kökünde birleşim yaparlar. Lotüslerin yaprak yüzeyleri işlenmişken üç dilimli palmetlerin çanak yapraklarının volütlendiği gözlenmektedir.

 kopru kabartma1   kopru kabartma9   kopru kabartma10

  Geometrik Süslemeler: Tıpkı bitkisel süslemelerde olduğu gibi, geometrik süslemelerde köprünün kemer kilit taşları ve kemer duvarlarında yer almaktadır. Kemer kilit taşlarının ikisinde yüzeyi kufi yazı ve kırık çizgi sisteminden gelişen ve altı kollu yıldızlardan meydana gelen geometrik düzenlemeden alınmış örneklerle süslenmiş kabaralar bulunmaktadır. Kemer kilit taşlarının birinde çember yaylarından gelişen ve daire merkezlerinde küçük altıgenler oluşturan altı kollu yıldız kabartması yer alırken bir diğerinde eşkenar sekizgenle geçmeler yapan uzun sekizgenlerin meydana gelen geometrik düzenleme bulunmaktadır. Kilit taşlarının birinin yüzeyinde de kırık çizgilerin bir karenin merkez ve köşelerinde sekiz kollu yıldız oluşturmasıyla meydana gelen geometrik süsleme vardır. Bu düzenlemenin değişik bir çeşitlemesine köprü korkuluğunun altındaki taş sırasında rastlanmaktadır. Bu düzenlemenin kırık çizgilerle değil de çember yaylarıyla oluşturulan bir örneği, kemer duvarlarından birinde izlenebilmektedir. Kemer duvarlarında yer alan bir başka taş üzerinde de, onikigen, eşkenar dörtgen ve sekizgen gibi çokgenlerle oluşturulmuş oniki köşeli yıldızdan meydana gelen geometrik düzenleme görülmektedir.

 kopru kabartma6   kopru kabartma8   kopru kabartma2

  Figürlü Süslemeler: Köprünün Edirne tarafındaki bölümünde bulunan üç köşeli cumbanın korkuluk taşlarından ikisinde muhtemelen tamirler sırasında işlenmiş figürlü süslemeler görülmektedir. Köprünün doğu tarafında korkuluk taşının bir köşesine, gövdesi yivlenmiş bir vazo içine yerleştirilmiş bir lâle kabartması işlenmiş diğer bölüme ayaklarıyla bir insan başına ve iki ağaca basan aslan figürü kabartması vardır. Korkuluk taşlarından diğerini tek bir fil kabartması süslemektedir. Benzer bir fil kabartması da kemer duvarlarının üst bölümündeki tek bir taş üzerine işlenmiştir. Kemer duvarlarına işlenen tek figür örneklerinden birini boynundan zincirlenmiş aslan, diğerini de bir kuş oluşturmaktadır. Figürlü süslemelerin ikisinde hayvan mücadelesi tasvir edilmiştir. Bunlardan birinde bir ceylana saldıran kartal diğerinde de bir aslanı kuyruğundan yakalayan hayali bir kuş figürü betimlenmiştir. Figürlü süslemelerin en dikkati çekeni, bir dairesel madalyon içine başları birbirine birleştirilmiş olarak işlenen üçlü aslan kabartmasıdır.

 kopru kabartma5   kopru kabartma14   kopru kabartma15

Üslûp ve Değerlendirme

  Hepsi kabartma tekniğinde işlenen ve bitkisel, geometrik ve figürlü süslemeler olarak grupladığımız bu örneklerin, bir bölümü köprünün inşaatı sırasında yapılmış olabilir. Ancak özellikle korkuluk taşlarındaki figürlü örneklerin, dönem içinde karşılaştırma yapabileceğimiz örnek yokluğundan ve onarım kitabesinden hareketle daha sonra yapılmış olduklarını ileri sürebiliriz.

  Kemer kilit taşlarının aşağıdan yukarıya doğru genişleyen yüzeyi, özellikle işlenecek bitkisel süslemelerde belirleyici olmuştur. Karmaşık düzenlemeler yerine, kartuş ve madalyonla sınırlanmış bir yüzey lotus, rumi ve üç dilimli palmetlerle doldurulmuştur. Gerek geometrik ve gerekse de bitkisel süslemeler erken Osmanlı taş süslemesinde daha önce örnekleri görülen uygulamalardır ve tek parça taş üzerinde bulunmalarına bakılırsa ya yerde yapılmışlardır ya da, daha önce yapılan fakat yıkılmış bir yapıdan getirilerek burada değerlendirilmişlerdir.

  Kemer kilit taşlarındaki örneklerden bazılarının taşın erimesi şeklindeki tahribatlara bakılarak değiştirilmemiş olması göz önüne alındığında döneminden bir süsleme olduğuna karar verilebilir.

  Kemer kilit taşlarındaki geometrik süslemeler ve kabaraların benzer örneklerine daha önceki eserlerde rastlanmıştır. Bazı taşların örgüsündeki derz izlerinin inceliği de bu örneklerin döneminden olabileceğini akla getirmektedir. Kemer duvarlarında yer alan geometrik süslemeler ya tek bir taşın tamamına ya da bir kısmına işlenmişlerdir. Bu örneklerin bir bölümünde düzenlemeler onarımlar sırasında işlenmiş kadar yeni görünmemektedir. Derz ve harç izlerinden onarımlar geçirdiği belirlenebilen kemer duvarlarındaki bu örnekler muhtemelen buralarda bulunmaktaydı. Onarımlar sırasında eski yerlerine konmuş olunmalıdır.

  Gerek bitkisel ve gerekse de geometrik süslemelerdeki çeşitlilik, süslemelerin tek bir usta elinden çıkmadığını göstermektedir. Muhtemelen köprüde çalışan taşçı ustalarının kendi dağarlarından aktardıkları bezeme örnekleri olmalıdırlar.

 kopru kabartma17   kopru kabartma4   kopru kabartma3

 

  KÖPRÜDE YAPILAN BÜYÜK ONARIMLAR ve OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

  Köprünün, kuruluşu tarihinden itibaren pek çok onarımları yapılmıştır. Ancak tarih kaynaklarında saptanabilen beş büyük onarımı olmuştur.

  I. Köprünün yapılışından on dört yıl sonra yıkılan bir gözünün Fatih Sultan Mehmet'in onarttığını, Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle haber veriyor. "...Bu köprünün bir gözünü 1451 yılında Fatih mamur ettiği vakit seksen bin kuruş gitmiştir. Mukayese oluna ki, Murat Han yüz yetmiş dört göz yapıncaya kadar, ne kadar hazineler sarf etmiştir."

  II. İkinci Osman Leh seferine giderken Uzunköprü'ye uğradığında, köprünün pek harap olduğunu görür ve onarılmasını buyurur. (Tayyip Gökbilgin,
Edirne Paşa Livası s.217) Bunu Muradiye camisi avlusunun üst kapısı üzerindeki mermer yazıttan, köprü ve caminin 1621 yılında onarttırıldığını öğreniyoruz.
Yazıtın bir beyiti şöyle:
Rahne ermişti ana lakin mürur-ı dehr ile
Bin otuzda Han Osman yine abad eyledi (1621)

  III. Köprünün ana gözü olarak adlandırılan, en geniş ve en yüksek 149.Kemeri üzerinde bir mermer yazıt var. Bu mermer yazıt, 1920-1922 yıllarında Yunan işgali sırasında, Yunanlılar tarafından kazıtılmıştır. Ama, Ahmet Badi Efendi, Riyaz-ı Belde-i Edirne tarihinde söz konusu yazıtı saptamıştı.
Köprünün bu dönemdeki büyük onarımına ışık tutan bu değerli yazıtın özgün biçimi şöyledir:
"Emr-i bi imaret-i hazel cisr el-müşeyyed es-Sultan el-Gazi Mahmut Han ibn Abdülhamit Han halled-Allahü tealâ mülkehu an hüma li sene seman ve selasün ve mieteyn ve elf. 1238 (1823)"
Türkçesi:
tadilat1 67Sultan (I.) Abdülhamitdin oğlu sultan (H.)Mahmut bu sağlam köprünün onarılmasını 1823 yılında buyurdu. Tanrı ülkelerini kalımlı ve günahlarını bağışlayıcı kılsın.
1823 yılında Uzunköprü yöresinde olan depremlerde oluşan çatlaklar ve Ergene ırmağının büyük su taşkınları sonucunda, suların getirdiği ağaç kütükleri ve buz kitleleri, köprünün ana gözüne bitişik dört kemerinin yıkılmasına neden olmuş ve daha geniş üç göze çevrilmiştir.
Bu saptamamı doğrulayan 1964 yılında Devlet Karayolları mühendislerince hazırlanan köprünün detaylı relöve planı elime geçti. Relöve planına baktığımızda, kasaba tarafından başlayan birinci gözün genişliğinin 5.5 metre olduğunu görürüz. Kemerlerde bu genişlikler azar azar artarak, 8O.kemerde sekiz metreye ulaşır. Kemerlerin sekizer metrelik aralıkları 149. ana göze kadar sürer.
Böylece ana göze bitişik dört gözün genişlik toplamı (32) metredir. Genişletilerek yeniden yapılan, 146 ve 147. gözün genişliği onar metre ana göze bitişik 148. gözün genişliği on iki metre oldu. Bu büyük onarımdan sonra 174 göz olan Ergene köprüsü, bir göz eksilerek, 173 gözlü bir köprü durumuna geldi.

  IV. XIX.yüzyılın sonlarına doğru, Trakya ve İstanbul yöresinde sık sık depremler oldu. Bu depremler sonucunda, Kırkkavak deresi ve Ergenenin azmak sularının geçtiği, köprünün Şoldurak denilen yerde üç gözü 1901'de büyük bir sel baskınında yıkıldı. Edirne gazetesinin Ekim 1902 tarihli sayısında, Uzunköprü'nün onarımı başlığı altındaki sadeleştirdiğim haberi şöyledir:
  "1901 yılında olan su baskınında, Uzunköprü'nün eski mimarisine bağlı kalınarak yıkılan üç gözü, iki göze çevrilerek yeniden onarılmasına başlanmıştır. Ayrıca bu gibi taşkınlarda sel sularının yıkıma neden oluşu, Ergene ırmağı yatağının dolmuş olmasından ileri geldiği görüldüğünden, köprü gözleri doğrultusunda kanallar açılmıştır."
tadilat2 68  Yine, Musa Kazım'ın 5/6/1928 tarihli Vakit Gazetesinde çıkan Uzunköprü adlı makalesinde;
"...Beşyüz yıllık hayatı olan Uzunköprü'nün ancak üç kez büyük onarımına gereksinme duyulmuştur. Yalnız 1901 yılında Ergene'nin dehşetli bir su taşkınında, köprünün ortasında üç kemer yıkılmıştır. Bu üç kemer iki kemere çevrilerek genişletilmiştir. Onanm 1904 yılında tamamlandı."
Böylece bu onarımda köprü, 172 kemerli bir köprü oldu.

  V. Köprünün son büyük onarımı, Cumhuriyet döneminde, 1964 yılında yapılmaya başlandı. Bu son onarımda amaçlanan şu gerekli ve kapsamlı değişiklikler yapıldı:
1-Köprünün eni iki taraftan 71 er santimetreden 1.42 metre genişletildi.
2-Köprünün tabliyesi yirmi santimetre kalınlığında, tümüyle demirli betonarme kaplandı.,
3-Kanat kalınlığı da otuz iki santimetreden, yirmi dört santimetreye indirildi.
4-Kanat yüksekliği yetmiş yedi santimetre olarak yapıldı.
5-Böylece köprünün içten içe 5.24 metre olan genişliği,6.80-6.90 metreye çıkarıldı.
Bu gerekli değişiklikler yapılarak, günümüzdeki büyük araçların karşılaştıklarında rahatça geçişleri sağlanmış oldu.
Onarım 1971 yılında bitti. Bu büyük onarımda beş milyon lira sarfedildi.

  Günümüz Uzunköprüsünün uzunluğu: 1274 metre, göz sayısı 164'tür. 8 köprü kemeri Hürriyet Anıtından Atatürk Kültür Merkezi köşesine kadar olan bölgede toprak altında kalmıştır.